Yeniliklerden Haberdar Ol

Karatay Diyeti, Tabuları Yıkıyor, Ezber Bozuyor

Karatay Diyeti Nedir?

Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay sunduğu diyet programıyla bütün ezberleri bozuyor. Bizleri strese sokan, sevdiğimiz yiyeceklerden uzaklaştıran, defalarca denediğimiz halde başaramadığımız diyetleri unutturan, verdiğimiz kiloları geri almadığımız, hayat boyu bizi sağlıklı kılacak yeni bir beslenme şekliyle karşımıza çıkıyor.
Bu diyetle hayat boyu sağlıklı kalacak, sevdiğimiz yiyeceklerden uzaklaşmayacak, halsiz ve isteksiz hissetmeyecek, aksine gün boyu mutlu ve dinamik hissederek verdiğiniz kiloları almadan sabit kilonuzda kalacaksınız.

Karatay diyetinde Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay sık sık yemek yemenin zararlarını çok anlaşılır bir şekilde anlatıyor. Karatay, modern hayatın bize getirdiği kolaylıkları reddederek bizi tekrar organik hayata yönlendiriyor. Hazır gıdaların kolay tüketilir olmasına rağmen, zararlarından bahsediyor. Eski zamanlarda anne ve babalarımızın beslenme şeklini hayatımıza geri getiriyor. Bu kitap bizim için doğal beslenmeye geri dönüş ve içinde koşturmaktan kendimizi kaybettiğimiz modern, hızlı hayattan bir kurtuluş yolu olacak.

Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay´a göre mekanizmamız nasıl çalışıyor?

Yemek yedikten sonra kan şekerimiz ve insülinimiz yükseliyor. Kan şekeri 2-2,5 saat sonra düşmeye başlıyor. (Kan şekeri insülinin etkisiyle günlük işlerimizi yapmamızı sağlar.)
Eğer öğünümüzü çok fazla yediysek, vücudumuz kan şekerinin tamamını yakamıyor ve devreye insülinin ikinci görevi giriyor. İnsülinin ikinci önemli görevi artan kan şekerini trigliseride (depo yağlarına) dönüştürerek vücudumuzda yağ olarak depolanmasıdır.

Yemekten 2-2,5 saat sonra pankreasımızda glukogan adında bir hormon salgılanıyor. Bu hormon vücucudumuza enerji sağlıyor. Glukagon hormonu karaciğerdeki depolanmış yedek şekerin kullanılmasını sağlayarak bizim 4-5 saat tok kalmamızı sağlıyor.
4-5 saat hiçbir şey yemezsek leptin hormonu devreye giriyor. Leptin vücudumuzun farklı bölgelerinde depolanmış yağları yıkıyor ve bize enerji sağlıyor. Biz de leptin hormonu sayesinde kilo veriyoruz. Vücut 4-5 saat aç kalmadığı sürece, leptin hormonu ortaya çıkmıyor.

Klasik diyetlerde önerildiği gibi sık sık yemek yedikten sonra enerjimiz artıyor fakat vücut leptin hormonuna geçiş yapamadığı için, yağlar depolanıyor, yakılamıyor. Ara öğün yiyerek diyete başlayanlar başlangıçta kilo veriyorlar fakat sonra kilo alıyorlar çünkü sık sık yemek sonucunda insülin hormonu yükseliyor.

Leptin hormonu gece boyunca salgılanmaya devam ediyor. Akşam yemeği hafif yendiğinde leptin hormonu vücutta maksimum derecede çalışıyor. Akşam yemeği çok yendiğinde yada yemekten sonra yatana kadar atıştırıldığında, insülin sürekli salgılanınca leptin hormonu da sürekli salgılanıyor böylece insülin ve leptin hormonunu algılayacak hücreler komutları algılayamıyorlar.

Yiyecekler yavaş yavaş hazmedildiğinde kan şekeri ve insülin de yavaş yavaş yükseliyor. Böylece acıkma hissi oluşmuyor. Tokluk hissi uzun süre devam ettiği için leptin hormonu devreye giriyor yağları yakıyor. Burada insülin direnci kırılıyor ve ara öğün olarak depo yağlarımızın kullanılması başlıyor. Vücut yavaş hazım sürecinde kıtlık içinde et olmadığını düşünüyor ve sık sık yemek yeme ihtiyacı duyulmuyor.
Leptin hormonunun mesajlarını algılayamayan pankreas hormonları devamlı salgılanıyor ve yağlar da sürekli depolanıyor.

Sık sık acıkan ve doyamama korkusu yaşayan insanların insülin ve leptin direnci yüksek oluyor. Bu demektir ki, bu kişilerde sinsi hiperinsülinemik bir hastalık gelişiyor. İnsülin ve leptin direncinin var olduğu bir vücutta sağlıklı kilo vermek mümkün olmuyor. Tüm organlarda ve vücutta yağlar birikiyor.
Karın bölgesinde yağlanma olan kişilerde karaciğer yağlanmasına bağlı insülin leptin direnci yüksek oluyor. Bu kişiler insülin ve leptin direnci ortadan kalkmadığı sürece kilo veremiyorlar.

Karatay diyetinde glisemik indeksi düşük besinler tüketiliyor ve kalori hesabı yapılmıyor. Aslında bu sebeple buna diyet demek çok da doğru sayılmaz. Buna sağlıklı beslenme ve sağlıklı bir yaşam biçimi demek daha doğru olur.

Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay´a göre insülin-leptin direnci nasıl kırılır?

1. Fiziki aktivitenizi arttırın:
İnsülin ve leptin direncini kırmanın başlıca yolu günlük fiziki aktivitenizi arttırmaktır. Asansör kullanmak yerine merdivenleri çıkın, yürüyerek gidebileceğiniz mesafelerde arabanızı yada toplu taşıtları kullanmayın. Hergün mutlaka yürüyüş yapın.

2. Sağlıklı yağlar kullanın:
Kızartmalardan uzak durun, kızartma yapacaksanız da zeytin yağı ve fındık yağı kullanın, çünkü bu yağlar ısıya daha dayanıklıdır. Yemeklerinizi düşük ısıda pişirin böylece yüksek ısıya maruz kalmadığı için içindeki yağlar trans yağa dönüşmeyecektir. Zeytin yağını hayatınızdan asla çıkarmayın. Margarin yada katı yağlar yerine mutlaka tereyağı kullanın. Omega-3 balık yağını düzenli olarak almaya çalışın.

3. İşlenmiş gıdalardan uzak durun:
Marketlerdeki hazır gıdalar yerine evde yapılmış sağlıklı gıdaları tüketin. Örneğin; yoğurdunuzu kendiniz yapın, muhallebinizi kendiniz pişirin, mevsiminde domates soslarınızı hazırlayın, eriştenizi, tarhananızı, salçanızı kendiniz yapın, yapamıyorsanız da yapan insanlardan satın alın, turşunuzu kendiniz yapın, reçelinizi kendiniz pişirin, kekinizi evde kendiniz yapın. Aslında başlangıçta bunları yapmak imkansız yada zor gözüksede, annenizden bunları öğrenmek mümkün. Bunlara dikkat ettiğinizde, siz de çocuğunuzu sağlıklı bir birey olarak yetiştirmiş olacaksınız.

4. Düşük glisemik indeksli gıdalar tüketin:
Bol sebze, et, tavuk, balık, baklagiller, ceviz, badem gibi kuruyemşleri tüketebilirsiniz. Bunlar glisemik indeksi düşük gıdalardır. Ekmek, makarna, pilav gibi gıdalardan uzak durun.

5. Meyve şekerinden ve şekerden uzak durun:
Hazır meyve suları, asitli gıdalar, hazır şekerli gıdalardan, üzerinde diyet yazan tüm gıdalardan uzak durun. Hergün sadece 1 yada 2 tane meyve tüketin. Çünkü meyve şekerinin fazlası dahil vücudumuza zarar vermektedir.

Karatay Diyeti´nin Canlı Örneği Babam.

Karatay diyeti kitabını büyük bir ilgiyle okudum çünkü kitaptaki herşey kolayca anlamamızı sağlayacak şekilde yazılmış. Kitabın her satırı bilgi dolu. İnsülin-leptin direncinin nasıl işlediğinin anlatılmasının yanında, kitapta yağlar, etler, yumurta, kolesterol, kuruyemişler, sağlıklı beslenmek için örnek listeler, yemeklerin pişirme şekilleri ile ilgili öneriler var.

Kitabı okuduktan sonra ne kadar şanslı olduğumu farkettim çünkü ben market raflarından çok az gıda tüketen bir aileden geliyorum. Annem yazdan kışa tüm hazırlıklarını yapar ve haftada bir de semt pazarından alışveriş yapar. Ben 33 yaşındayım ve bu güne kadar da ailemden böyle gördüm.

Özellikle babamdan bahsetmek istiyorum çünkü babam tam bir Karatay diyetçisi. Henüz bu kitap ortada yokken nereden nasıl bir alışkanlık edindiyse, kitapla bu kadar benzer olur. Hayatı boyunca, kitapta anlatılan beslenme şekliyle yaşamış biri. Şöyle ki; Babam asla margarin ve katı yağ yemez, yumurtayı daima rafadan yada kayısı kıvamında yer, sabah kahvaltıları da dahil taze soğan, pırasa yiyen bir adam. Ekmekle arası hiçbir zaman çok iyi olmadı. Daha 6-7 yıl önceye kadar semt pazarına gelen tavukları kestirir ve anneme onu pişirtirdi. Asla market raflarından tavuk yemezdi. Tabi bu biraz zahmetli bir iş olduğu için annem bir süredir bu işten vazgeçti. Evde yapılan tatlıları dahi yemez diyebilirim. Çünkü tatlı şeyleri pek sevmez.
Babam hayatı boyunca marketlerdeki hazır gıdaları neredeyse hiç tüketmemiştir. Örneğin; hayatı boyunca 5 litre asitli içecek ancak içmiştir, belki de hiç cips yememiştir, konserve yiyecekleri asla ağzına sürmemiştir.
En sevdiği atıştırmalık yer fıstığı ve kabak çekirdeğidir. Her gün mutlaka bir fiziksel aktivitesi vardır. Özellikle spor yapmaz fakat her yere yürüyerek gider, yazları bahçesinde çalışır, sebze, meyve, çiçek eker, bunları kurutur, turşu yapar. Yani babam da annem kadar hamarat ve doğal yaşamayı tercih eden biridir. Babam şimdi yetmişine merdiven dayamış biri olarak, yaşından daha genç gözüküyor. Kolesterol, tansiyon vb. hiçbir rahatsızlığı yok. Bundan 5 yıl önce abime böbreğini verecek kadar sağlıklıydı.

Ben kitabı okuduktan sonra, bizim yaşam biçimimizi gözden geçirdim ve babamın yaşam biçimiyle tamamen örtüşen bir durum gördüm. Bu nedenle karşımda canlı bir örneğim olduğuna göre, bundan sonra ben de ailemin içinde bunlara dikkat etmeye çalışacağım.

Kitabı henüz okumamış herkese mutlaka okumalarını ve ailelerinin, büyük annelerinin beslenme şekillerine dikkat ederek karşılaştırma yapmalarını tavsiye ediyorum. Çünkü sonuç bizi Karatay diyetinin ne kadar haklı olduğuna götürüyor.

Derleyen ve sunan: Gökçen Egesoy

Geri Ok Geri Dön

Makarna Makinaları
Reklam
Makarna Makinaları

Diğer Konulara Göz Atmaya Ne Dersiniz?

Havuç Topları

Havuç Topları

Tiramisu

Tiramisu

Takı KL22-Osmanlı Kolyesi

Takı KL22-Osmanlı Kolyesi

Takı KL51-Halkalı Kolye

Takı KL51-Halkalı Kolye

YORUM YAZ


E-postanız Yayınlanmayacaktır.


Karakter  Kaldı

BU KONU HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR

Bu İçeriğe Henüz Yorum Eklenmemiş. İlk yorum yazan siz olun.

© 2002-2019
Bizi Takip Edin!